Yöneylem Nedir?

Devletler, büyüklü küçüklü firmalar her an bazı kararlar almaktalar ve bu kararlar binlerce belki de milyonlarca insanı yıllarca etkilemektedir. Bir metro hattının duraklarının nereleri olacağı, nereye kadar uzanacağı konusu buna bir örnektir.

Örneğe benzer kararlar alınmadan önce, bir takım sayısal veriler incelenip kararın ileride doğru işleyip işleyemeceği tartışılır. Bu çalışma sayısal olarak görünse de sosyal bilimleri de oldukça fazla ilgilendirmektedir.

Bir problemin çözümü için bir çok alternatif bulunabilir. Bu alternatifler sayısal kriterlere dönüştürülüp, karar veriş sürecini kolaylaştırmak mümkündür. İşte bahsedilen bu sürece yöneylem araştırması denilmektedir.

Yöneylem  Tarihi?

Yöneylem araştırmasının tarihine bacak olursak karşımıza Patrick Blackett ismi çıkmaktadır. İkinci Dünya savaşı zamanında, İngiliz uçakları bombardımanlarını tamamladıktan sonra bakıma alınmaktadırlar. Bu bakım sırasında uçakların en fazla kurşun izi bulunan bölümlerine ekstra zırh güçlendirmeleri yapılıp, dayanıklılığı artılırmaya çalışılmaktadır. Ancak Blackett’in farklı fikirleri vardır. Blackett, dönen uçakların aldığı hasarlara rağmen geri dönebilmelerini, hasar alan bölgelerinin düşmelerine engel olacak derecede öneme sahip olmadığını düşünmüştür. Bunun aksine dönmeyen uçakların ise dönen uçakların hasar almamış bölümlerine hasar aldığını, bu bölümlerin de hassas kısımlar olduğunu, asıl oralarının ekstra zırha ihtiyaç duyduğunu üstlerine anlatmıştır.

Üstleri fikri mantıklı bulmuş ve Blackett’in dediğine uyarak, uçakların az hasarlı bölgelerine zırh takviyesi yapmışlardır. Bu işlemden sonra geri dönen uçak sayısında bir hayli artış meydana gelmiştir. Blackett bu yenilikçi düşüncesi ile Yöneylem Araştırması konusunda açtığı yol için teşekkür ederiz.

Yöneylem Araştırmasının asıl doğuşunu ise Atlantik Savaşında İngiliz Hava Birliklerinin Alman U-Bot denizaltıları ile mücadelesine dayandırmak mümkündür.

İngilizler Alman U-Bot’ları ile başedebilmek için, bomba geliştirdiler, sayılarını artırdılar ama yine de başarı sağlayamadılar. İngiliz uçakları bombaları yağdırırken denizin altına inen U-Botlar, uçakların bombaları bitince yüzeye çıkıp, el sallıyorlardı.

Blackett yine sahneye çıktı ve önemli bir soru sordu. Bombalarımız hangi yükseklikte patlamaktadır? Bu soru üzerine bomba geliştiricileri en çok hasar vereceği yükseklikte patlayacak şekilde ayarlandılar cevabını verdi. Bu cevap başta çok dolu ve zekice düşünülmüş bir cevap ve uygulama olarak görünmektedir. Fakat Blackett henüz asıl sorusunu sormamıştır.

“Bombalar patladığı zaman U-Botlar hangi konumdalar?” işte bu soru doğru soruydu. Bomba patladığı anda U-Botlar henüz yüzeye yakın ve bombaların patlama konumunda epey uzaktaydılar. Bunun üzerine ekip bombaların patlama yerini U-Botların bulunduğu konuma göre ayarladı ve sonrasında yaşananlar, Almanlar tarafından İngilizler etkili bir bomba keşfetti şeklinde yorumlandı.

Aynı bomba, farklı soru!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here