Bilgi Teknolojileri Yatırımları

467

Gelişen teknoloji ile birlikte birçok işletmede bilgi teknolojisi yatırımları da sürekli hale gelmiştir. Özellikle finansal aracı kurumlarda lisans, yazılım ve donanım yatırımları büyük maliyetler oluşturmaktadır. Yine birçok finansal aracı kurum gerek regülatif kısıtlar sebebiyle gerekse maliyet avantajı sağlayabilmek için yetişmiş bilgi teknolojisi çalışanlarını kendi bünyesinde istihdam etmektedir. Bu maliyetin kabullenilmesi için bu yatırımların sağladığı faydanın somut olarak ifade edilebilmesi gereklidir.

Yapılan değerlendirmelerde bilgi teknolojileri ile kalite, verimlilik, karlılık, büyüme performansı gibi işletme performans göstergeleri arasında direk bir bağlantı kurulamayabilmektedir. İstanbul Sanayi Odasına kayıtlı en büyük bin firma arasında yapılan bir araştırmada bahsi geçen performans göstergeleri ile bilgi teknolojileri yatırımları arasında direk bir bağ olmadığı görülmüş, ancak dolaylı bir bağlantı oluşturulabilmiştir. Bu kopukluğun firmalarda bilgi teknolojileri yatırımlarına sıcak bakılmamasına neden olacağı açıktır.

Birden fazla projenin aynı anda yürütüldüğü finansal aracı kurumlarda proje performans kriterleri incelendiğinde de başarısız projeler nedeniyle teknoloji projeleri maliyetlerinin gerçek maliyetlerden daha fazla çıkmaktadır. PMI’ın 2018 yılında yaptığı bir araştırmada finansal teknoloji proje performansları aşağıdaki başarı oranları ile ifade edilmiştir.

Bu durum göz önüne alındığında özellikle finansal aracı kurumlar gibi bilgi teknolojilerine büyük yatırım yapan işletmelerin bilgi teknolojilerinin otomasyon yeteneğiyle birlikte stratejik gücünden de yararlanacak yöntemler bulmaları gerektiği açıktır. Bilgi teknolojilerinin stratejik yönünü ve etkinliğini ortaya çıkaracak altyapıyı oluşturmak, teknoloji yatırımlarıyla şirket performans kriterleri arasında direk bir bağlantı kurmayı sağlayacak aracı unsurları ortaya koymak, yatırım talep eden uygulayıcılar için tüm paydaşların desteğini sağlamak açısından hayati öneme sahiptir. Birçok finansal aracı kurum tüm iş süreçlerinde ve özellikle altyapı ve pazarlama alanlarında bilgi teknolojisi yatırımlarından faydalanmakla birlikte teknolojik değişimin, regülatif kısıtların ve değişen müşteri beklentilerinin gerektirdiği kadar hızlı olamayabilmektedir.

Günümüz dünyasında yaratılan değerin ve elde edilen sonucun hızla ortaya konulması gerektiği kaçınılmaz bir gerçektir. Çünkü teknolojik gelişimin ve küreselleşmenin etkisiyle yeni bir teknoloji daha gerçekleştirilmeden bir yenisi çıkabilmektedir. Geleneksel iş yapış yaklaşımları işin gerektirdiği tüm emeğin gösterilerek yaratılacak değerin ortaya konulmasına dayanmaktadır. Klasik yaklaşımda iş yapışın sonunda istenilen değerin ne olduğunun kesin olarak bilindiği varsayılmaktadır. Dolayısıyla özellikle büyük projelerde geleneksel yaklaşımlar gecikmelere neden olabilmektedir. Çevik yaklaşımlarda değer ortaya koymak ise bir döngüler serisi olarak kurgulanabilir. İşi tek seferde tamamlamaktansa döngülere bölünerek parça parça ve çevik biçimde gerçekleştirilebilmek, hem test edilebilirliği hem de işlevselliği arttırmaktadır.

Değişim ihtiyacının fazla olduğu, riskli ve kompleks projeler özellikle çevik yaklaşımlar tercih edilerek çözülmektedir. Tüm çevik yaklaşımlar değere odaklanma, küçük parçalara ayırma, boşa harcanan efor ve maliyetleri engellenme gibi prensipler çerçevesinde ve “Lean thinking” olarak isimlendirilen yaklaşım temelinde gelişmektedir. Özellikle Ar-Ge içeren, değişim ihtimali fazla olan, gereksinimlerinde belirsizlikler bulunan, yaratacağı değeri ifade etmenin zor olduğu ve riski yüksek projelerde, çevik yaklaşımlar tercih edilmektedir.

Yine finansal aracı kurumlar bilgi teknolojileri çalışmalarında verimi arttırmak için kendi teknoloji şirketlerini kurabilmektedirler. Ülkemizde de birçok örneği bulunan bu tarz oluşumlar bile finansal aracı kurumların ürün çeşitliliğini, hizmet ve ürün çıkış hızını arttırma, inovatif yeni ürünler ortaya koyma gibi amaçlarına yeterince etkin cevap vermeyebilmektedir. Bunun en büyük nedeni kurumsal yapılarının doğasından gelen iç süreçlerdeki yavaşlık olarak görülmekle birlikte, bu durumun gerçekliği yeni nesil şirketlerle beraber sorgulanmaya başlamıştır. Bu etkinliği arttırmak için çevik yaklaşımlar gibi birçok farklı yöntem yavaş yavaş benimsenirken finansal aracılık sektörü finansal teknoloji üreten ve genel olarak “fintech” (financial technologies) şeklinde isimlendirilen yeni nesil şirket ve girişimlerden etkilenmeye başlamıştır.

Yorum yaz

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.